Çete’nin Eskişehir belgeleri üzerinde (istemeden) bıraktığı sahtecilik kanıtları

Eskişehir’deki flash diskden çıkan 12 Mayıs 2009 tarihli gazete küpürü 19 Nisan 2007’de taranmış gibi görünüyor. Bu da, sahte belge çetesinin üstverileri nasıl manipüle ettiğini kanıtlıyor.

Eskişehir’de bulunan flash bellek içinde “3-ISLAK İMZALILAR” isimli bir zip klasörü altında, taranarak JPG olarak kaydedilmiş kimi ıslak imzalı belgeler ve haritalar var.

Bize orijinal oldukları izlenimini veren bu istihbarat belgelerinde yazı tarih, yazışma numarası, paraf ve imzalar var (bu klasördeki belgelerin hiçbirinde Balyoz, Oraj, Suga, vs. geçmiyor). Bu klasör altında toplam 63 tane JPG dosyası var. Bu klasör altındaki tüm belgelerin taranıp JPG oluşturma tarihleri 19 Nisan 2007’i gösteriyor.

JPG dosyalarını tek tek açıp içine baktığınızda, taranan belgelerden en eskisinin tarihinin 7 Nisan 2003 olduğunu görüyorsunuz. Onun dışında, 2004, 2005 ve 2006 tarihli belgeler çoğunlukta.

Ancak, bu klasördeki yine sözde 19 Nisan 2007 tarihinde taranarak oluşturulmuş Tara0059.jpg dosyasını açıtığınızda 2009 tarihli bir basın küpürü görüyorsunuz! 12 Mayıs 2009 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış bir gazete küpürü, Genelkurmay tarafından yine aynı tarihte hazırlanan basın özetinde alıntılanmış. Bu JPG dosyasının üstverisine inanacak olursanız, bu gazete küpürü 19 Nisan 2007’de saat 17:58′de taranarak JPG dosyası haline getirilmiş!

Sürekli üstverilerle oynayan sahte belge çetesinin bu defa da farklı bir hata yaptığını görüyoruz. Bu defa, 2009 tarihinden sonra ellerindeki gerçek belgeleri tarayıp jpg haline getirirken, bu belgelerin 2007’de tarandığı izlenimini vermek istemişler (taktik hep aynı: ellerindeki gerçek belgelerle ürettikleri sahte dijital belgeleri harmanlamak). Ancak araya 2009 tarihli bir gazete küpürü karıştırdıkları için yaptıkları üstveri sahteciliği ortaya çıkıyor.

Daha önce aynı flash bellekten çıkan ve en son 2003’de kaydedilmiş gibi görünen bir Word belgesinde 2005 tarihde gerçekleşen kanun değişikliğinin, değişiklik tarih ve sıra sayısıyla yer aldığını yazmıştık. Burada vahim olan, bu flash diskten çıkan “belge”ler üzerinden hergün yeni tutuklamaların yapılması. Ve de bu kadar kolaylıkla manipüle edilen üstverilerde (manipüle edilmediyse 2009’da yayımlanan haberin 2007’de tarandığını, ya da 2005’de gerçekleşen kanun değişikliğinin, değişiklik tarih ve sıra numarası ile birlikte 2003 tarihinde bilindiğini kabul etmek durumundayız) beliren tarih ve kullanıcı adlarının savcı ve hakimlerce kanıt olarak gösterilmesi, tamamı dijital olan ve sahtelikleri defalarca ispat edilmiş Balyoz belgeleri ile bir dava inşa edilmiş olması. Bir de üstelik, ikiyüzden fazla insanın hapiste tutulması.

Abone ol

Subscribe to our RSS feed and social profiles to receive updates.

10 Yorum “Çete’nin Eskişehir belgeleri üzerinde (istemeden) bıraktığı sahtecilik kanıtları”

  1. Olasılıksız Diyor ki:

    Ben şimdi bir konuyu tam anlayamadım???

    Yanılmıyorsam iddianamelerde ve yargılamada suçun işlendiği tarih son derece önemli. O yüzden savcılar bir suç tarihi belirtiyor. Balyoz iddianamesinde de bu suç tarihi 2003…
    Bu durumda suçun işlendiği tarihten sonraki tarihlere ait; örneğin 2007′ye ait evraklar nasıl bu davaya konu olabiliyor?

    Şimdi bu biraz şuna benziyor. 2003 yılında silahla adam öldürmekten yargılanıyorsunuz ama delil olarak 2007 yılında satın aldığınız bir silahın faturası gösteriliyor.

    Eskişehir’de çıkan belgeler hakkında çok detaylı bilgi sahibi değiliz. Belki içinde suç unsuru olan şeyler de vardır. Ama 2003′den sonraya ilişkin bu dökümanların bu davaya dahil edilmesi mantığa aykırı değil mi?

    Cevapla

    • Solmaz Türk Diyor ki:

      Herkesin Silivri’ye bir kere bile olsa gidip o mahkemede olan biten rezaleti görmesi gerekir.Orada mantık aramak hayalperestlikten başka bir şey değil.Yargıtay’ın kararına göre orada görülmemesi gereken bir davaya avukatların itirazlarına rağmen hakimler tarafından devam edildi.Bir gün boyunca gizli bir tanığın dedikodularıyla insanların vakitleri çalındı.Sürekli olarak savcılıktaki ifadelerini değiştiren birisine ne kadar güvenilebilir ki?Silivri’de görülmesi yargıtay kararıyla bozulmuş olmasına rağmen gizli tanık denilen kişinin ifadelerine itibar edip hukuk rezaletine imza atan hakimlere ne demek lazım bilemiyorum?Tam bir çadır tiyatrosu.Mahkemenin karşısına kurulan çadırlar sayesinde deyim tam da yerine oturdu.

      Cevapla

      • Olasılıksız Diyor ki:

        Üzgünüm.. :) Yaşadığım yere çok uzak…
        Yine de tutanaklardan iyi kötü fikir sahibi oluyoruz. Herhalde bu aralar yenileri de verilir.

        Cevapla

        • Solmaz Türk Diyor ki:

          Sayın Olasılıksız,benim de yaşadığım yere çok uzak ama tarihe tanıklık yapmak için muhakkak gidip bir kere bile olsa izlenmeli.

          Cevapla

          • Olasılıksız Diyor ki:

            İstanbulda falan olsam dediğinizi yapmak isterdim herhalde… ama ne işim, ne de yaşadığım yer buna pek müsait değil ne yazık ki…

            Ayrıca ben tamamiyle davanın dışında bir kişiyim. Sadece dışarıdan bir izleyiciyim.

            Cevapla

            • Solmaz Türk Diyor ki:

              Sayın Olasılıksız,
              Ben de davanın dışında biriyim.Çalışmadığım için kendime bir fırsat yaratıp gittim ve oradaki rezaleti görmek şansına sahip oldum.Yargıtay’ın kararına rağmen hakimlerin hukuku nasıl çiğnediklerine şahit oldum.Yargıtay kararına göre Silivri’de görülemez denilen bir davada bir gün boyunca Brezilya dizilerindeki diyalogları aratmıyacak bir gizli mi yoksa yalancı mı nedir anlıyamadığım bir tanığı dinledik.Her an savcılıktaki ifadesini yalanlayan,aslında öyle dememiştim şöyle demiştim diye gün boyunca saçmalayan biri yüzünden insanların zamanları çalındı.Gizli tanık denilen kişi aslında Erzincan’da görülen dava ile ilgili birisiydi ve Yargıtay o dava Silivri’de görülemez diye karar vermiş.

              Cevapla

              • Olasılıksız Diyor ki:

                Evet, söylediğiniz olayı basından biliyorum. Tabi bu tür konular neredeyse hiç bir yere yansımıyor. Sadece belli internet sayfalarında haber olarak giriyor.

                O Erzincan meselesi birilerinin başında patlayacak gibi geliyor bana. Çünkü orada dijital belgeler değil gerçek kişiler var. Ve bu kişilerin tutarsızlıkları, olaylardaki saçmalıklar yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

                Kaynağı belli olmayan yalancı dijital belge için kimseyi suçlayamazsınız. Ama yalancı tanıklar kolay kolay bir yere kaçamaz. Kaldı ki o davaya o gizli şahidin dahil edilmesinin ne alakası var ben onu da anlamış değilim.

                Cevapla

  2. hipersey Diyor ki:

    bu kadar hata yapılırmı?bilerek ve isteyerek birşeyler mi kurgulanıyor..özellikle 2009 tarhli gazete 2007 de nasıl taranır…bunda bir bit yeniği olamaz mı..

    Cevapla

  3. Halil Ata AŞÇI Diyor ki:

    Gazeteler : Badeci şeyhten şok savunma!
    ‘Müritlerimin cinsel isteklerini karşılamak zorundayım’

    Biz bu blogda sahte belge çetesini savunan ne yazılar gördük. Badeci şeyh onların yanında solda sıfır kalır…

    Cevapla

  4. ihtimal Diyor ki:

    Gorunuse gore “mechul subay” sayisi artiyor ;)

    Cevapla

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 77 other followers